Dijital Simülasyonda Kalkanınızı Kuşandınız mı?
Siberkondri, bilgi kirliliği ve dijital okuryazarlık üzerine
Kendinizi, bir simülasyonun içinde, her şeyin biraz “fazla” kurgu olduğu o tuhaf boşlukta hissettiğiniz oldu mu? Sabah kahvenizi yudumlarken ekranı kaydırıyor ve bir anda kendinizi neyin gerçek, neyin yapay zekâ ürünü olduğunun birbirine karıştığı bir kaosun ortasında buluyorsunuz.
Prof. Dr. Başak Gezmen’in dijital sağlık iletişimi ve dezenformasyon üzerine kaleme aldığı bir makalesi düştü e-postama. Okudukça, dijital dünyadaki savunmasızlığımızı ve bundan dolayı kendi “kalkanımızı” kurmanın ne kadar hayati olduğunu bir kez daha anladım.
Yalanın Hızı ve Bizim “Öfke” Çıkmazımız
Prof. Dr. Gezmen makalesinde çok çarpıcı bir veriden bahsediyor: Araştırmalar, yalan haberin doğru bilgiden yedi - sekiz kat daha hızlı yayıldığını ortaya koyuyor. İçinde bulunduğumuz "post-truth" (gerçeklik sonrası) dönemde, artık nesnel gerçeklerin yerini manipülatif algılar almış durumda.
Bu durumun en acı verici tarafı, insanların bu bariz manipülasyonlara verdiği tepkiler. Sosyal medyada dolaşan, farklı hesaplardan kopyalandığı veya yapay zekâ ürünü olduğu bariz belli olan içeriklerin altına gelen gerçek öfke patlamalarını, hararetli tartışmaları gördükçe hayret ediyorum. İnsanlar, sahte olduğu bu kadar net olan bir şeye sanki hayat memat meselesiymiş gibi sinirleniyor, enerji harcıyor. Dijital okuryazarlık seviyemizin bu kadar düşük olması, bizi manipülasyona açık birer hedef hâline getiriyor. Gezmen’in dediği gibi; dijital dünya artık bir simülasyon evrenine dönüşmüş durumda ve biz bu evrende neyin doğru olduğunu bulmakta zorlanıyoruz.
"Google Doktorculuğu" ve Siberkondri
Makalede dikkatimi çeken bir diğer noktaysa sağlığımızın nasıl bir tüketim nesnesine dönüştürüldüğü konusu. Artık "yaşam koçu" adı altında bilimsel temelden uzak içerikler üreten influencerlar, idealize edilmiş vücutlar ve "mucize" tariflerle bizi bir bombardımana tutuyor.
Daha da tehlikelisi, Prof. Dr. Gezmen’in "siberkondri" (halk arasındaki tabiriyle 'Google doktorculuğu') olarak tanımladığı durum. İnternette hastalık belirtisi arama eğiliminin aşırıya kaçması, bireyde kontrol dışı bir kaygı ve ölüm korkusuna yol açabiliyor. Belki hepimiz bir noktada o meşhur arama motorunu kullandık ama oradaki bilgi kirliliğinin bizi ulaştırdığı nokta genelde şifa değil, derin bir endişe oldu.
Kendi Dijital Kalkanımızı Nasıl Kurarız?
Peki, bu “bilgi bombardımanından” nasıl korunacağız? Gezmen, bireyin sağlam bir filtreleme mekanizması ve güçlü bir kalkan oluşturması gerektiğini savunuyor. Kendi dijital kalkanamızı oluşturabilmek için basit ama etkili şu noktalara dikkat etmek gerekiyor:
Tek Kaynağa Güvenmemek: Bilgiyi tek bir kaynaktan almak yerine, farklı ve güvenilir mecralardan teyit edin.
Duygusal Tepki Vermeden Önce Durmak: Eğer bir içerik sizi anında çok öfkelendiriyor veya çok şaşırtıyorsa, muhtemelen duygularınızı manipüle etmek için tasarlanmıştır. Paylaşmadan veya yorum yapmadan önce “Bu gerçek olabilir mi?” diye sorun.
Paylaşım Sorumluluğunu Almak: Unutmayın; doğru olmayan bir içeriği paylaşan herkes, en az o içeriği üreten kadar sorumludur. Sizin bir “tık”ınız, yalanın yedi kat daha hızlı yayılmasına hizmet etmesin.
Doğruluk Kontrol Merkezlerini Kullanmak: Teyit mekanizmalarını dijital okuryazarlığınızın bir parçası haline getirin.
Günün sonunda, bu dijital simülasyonda ayakta kalmamızı sağlayacak olan şey algoritmalar değil, bizim eleştirel bakış açımız olacak.
İletişimde kalmak ümidiyle…

teşekkürler abi, tekrardan hoş geldin diyelim.